|
|
|
|
|
ANTİK |
- |
KOMANA |
|
BİZANS |
- |
EVDOKSİA |
|
ARAP |
- |
DOKAT |
|
İRAN |
- |
KAH CUN |
|
SELÇUUKLU |
- |
DAR ÜN NUSRET |
|
MOĞOL |
- |
SOBARU |
|
YILDIRIM BEYAZIT DEVRİ
|
- |
DAR ÜN NASR |
|
OSMANLI VE CUMHURİYET DÖNEMİ
|
- |
TOKAT |
HATTİ İMPARATORLUĞU
HİTİT İMPARATORLUĞU
FRİG UYGARLIĞI
MED UYGARLIĞI
PERS UYGARLIĞI
BÜYÜK İSKENDER İMPARATORLUĞU
ROMA İMPARATORLUĞU
BİZANS İMPARATORLUĞU
ARAP DEVLETLERİ
DANİŞMEND DEVLETİ
ANADOLUSELÇUKLU DEVLETİ
MOĞOL İMPARATORLUĞU
İLHANLI DEVLETİ
OSMANLI İMPARATORLUĞU
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
DEVLETİ

Kalkolitik ve ilk tunç çağlarının ardından
kurulan eski Hitit krallığı ve daha sonraki Büyük Hitit
İmparatorluğu dönemine ait yerleşim alanları Tokat'ın sulak
vadilerine, bereketli ovalarına serpilmiştir. Görülmeye değer en
önemli merkezlerden biri Zile İlçesinin Yalınyazı yakınındaki
Masat Höyük'tür. Büyük Hitit İmparatorluğu'na bağlı
federasyonlarda bir beye ait bir sarayda ve bu sarayın
yamaçlarında, kentin bulunduğu höyükte arkeolojik kazılar
yapılmış, çivi yazılı tabletler, tunç ve demir çağlara ait çeşitli
seramik eşyalar bulunmuştur. Yüksek düzeyde Hitit kültür ve sanatı
yaşanan diğer önemli merkezler; Erbaa ilçesinde Horoztepe, J.G.C
Anderson'un "Verisa" ve J.Garstang'ın "Zıppalanga" dediği kutsal
Hitit kenti Aktepe (Bolus) Höyüğü, Zile Kalesi'nin bulunduğu
"Anzilia" Höyüğü ile höyük ve kale höyük gibi diğer yerleşim
alanları bulunmaktadır. Buralarda arkeolojik kazılar yapılmış,
kalkolitik döneme ait eserler bulunmuştur.
Ege göç kavimleriyle Batı Anadolu'yu istila eden
Frigler Tokat yöresindeki Çekerek, Tozanlı, Kelkit Çayı boylarında
kurulu Hitit kentlerini işgal etmişlerdir. M.Ö. 8 ve 7. yy da
yüksek düzeyde bir uygarlık kurmuşlardır. Maşat Höyük'te Frig
dönemine ait yapılar ve çeşitli eşyalar bulunmuştur.

Karadeniz'den gelen Kimmer akınına dayanamayan
Frig kavimlerinin yıkılmasıyla M.Ö. 6. yy'da önce Med, daha sonra
da Pers egemenliğine giren Tokat, büyük Kapadokya Satraplığının
(Pers Eyalet Valiliği) içinde kaldı. Persler. Komana'daki MA
toplantısına karşı kendi Zerdüşt dinlerini yaymak için Zile'ye
dört sütunlu bir Andidis ateş tapınağı ve kırsal alanlarda pek çok
ateşgedeler inşa ettiler. Tokat'ın ekonomik ve stratejik önemini
gözeten Persler, başkentleri Persopolis'ten Ege'de Lidya
Krallığının başkenti Şart merkezine kadar uzanan Kral Yolu'nu
Tokat'tan geçirdiler.

M.Ö. 334 ve 332 de Büyük İskender'in hızlı ve
hırslı seferi ile Anadolu'daki Pers egemenliği son bulmuş,
Hellenistik çağ başlamıştır. Bu dönem başlangıcında Pers ve
Makedonyalı soyluların egemenlik çatışmaları sürüp gitmiş,
sonunda Pers kökenli Mithritat önderliğinde Pontus Devleti
kurulmuştur. Giderek güçlenen Pontus Kralları Niksar, Turhal ve
Zile'de Gazafilaklia denen güçlü kaleler, Komana ve Erbaa'da da
tapınak, saray ve villalar yapmışlardır.
Karadeniz kıyılarında güçlenen, zamanla
Anadolu'nun büyük bir bölümünü egemenlik içine alan Pontuslar,
Anadolu'yu istila eden Roma ordularına karşı uzun yıllar süren
amansız direniş sürdürmüşlerse de M.Ö. l. yy da Romalılara yenik
düşmüşlerdir.

Pontus'un güçlü direnişim kırmak için Roma, en
güçlü generallerini Küçük Asya'ya gönderir. Amiral Triarius,
Sulla, V.Flaccus, Lucullus ve Pompeius büyük mücadeleler verirler.
Nihayet M.Ö. 47 de J. Sezar Zile'ye gelir ve Roma "ya başkaldıran
Pontus asıllı Basforos kralı 2. Pharnake'nin orduları ile Altıağaç
mevkiinde karşılaşırlar. Her şey beş saat içerisinde olup
bitmiş, uzaktan gelerek çok büyük zafer kazanan Sezar "Veni, vidi, vici" (Geldim, gördüm, yendim)
diyerek Roma'ya bildirmiştir.
400 yıl süren Roma egemenliği sırasında Tokat ve
yöresinde ticaret, bayındırlık ve ulaşım gelişmiş, kentler imar
edilmiş, Komana, Niksar, Zile ve Sulusaray'ın önemi artmıştır.
Tokat Müzesi'nde Roma dönemine ait birçok eser
bulunmaktadır. Niksar'ın Leylek Pınar, Ayvaz, Harmancık, Çanakçı
deresi ile Kaleiçi'nde, Zile'nin ören yerlerinde ve Sulusaray
ilçesinde Roma dönemine ait birçok kalıntı bulunmuştur.

Roma döneminde imparatorluk 395 'te Doğu ve Batı
olarak bölündüğünde Tokat ,Doğu Bizans sınırları içinde kaldı. Bu
dönemdeki en önemli gelişme, Hristiyan-Bizans uygarlığının
Anadolu'da yayılması, yeni bir kültür ve sanat başlatmış
olmasıdır. Ma ve Anaitis gibi tapınakları olan Komana kenti
giderek önemini yitirdi. Hristiyan halk Turhal yakınlarındaki
Dazimnodis ve Tokat Kalesi'nin bulunduğu Evdoksia'ya göç ettiler.
6-7-8. yy Sasani ve Arap devletleri Bizans'ın en önemli doğu
sorunu oldu. Tokat ve yöresi zaman zaman İstanbul'un fethine
girişen Arap akıncılarının eline geçti. 10 ve 11. yy'da Türkmen ve
göç gazaları ile başlayan Türk-Bizans teması Sultan Alparslan'ın
1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra Bizans'ın geri çekilmesine
dönüştü. Kutalmışoğlu Süleyman Şah ve Gümüştekin Ahmet Gazi'nin
orduları Anadolu'nun büyük bölümünü ele geçirerek bağımsız
beylikler kurdular.
Büyük Selçuklu İmparatoru Sultan Melik Şah'ın
komutanlarından Gümüştekin Ahmet Gazi, 1071 Malazgirt Zaferi'nden
sonra orduları ile Anadolu'ya geldi. Önce Sivas'ı ve 1095 yılında
da Niksar'ı başkent yaptı. Daha sonra Tokat, Zile, Turhal,
Zonusa'yı birliğine kattı. Anadolu Selçuklu devletinden ayrı,
bağımsız bir devlet kuran Danismendoğuları daha sonra Kayseri ve
Malatya'yı da alarak güçlendiler. Güneye inerek Antakya Bohemont
Prensliğine, Akdeniz'de de Klikya krallığına son verdiler.
Anadolu'nun Türkleşmesinde önemli başarılan olan Melik Ahmet Gazi,
Trabzon-Rum Krallığı 'na, Haçlı ordularına karşı mücadele vermiş,
kardeş Türk devleti olan Anadolu Selçukluları ile de zaman zaman
çatışmalara girmiştir.
Danişmend eserlerinin çoğu Niksar ve Tokat'ta
bulunmaktadır. Danişmend oğullarının Tokat yöresindeki egemenliği
Selçuklu Sultanı 2. Kılıçarslan'a kadar sürmüştür.

12. yy ortalarına kadar süren Selçuklu, Danişmend
çekişmesine son veren 2. Arslan tüm Danişmend birliğini kendine
katar ve 1186 yılında Türklerin feodal devlet anlayışına uyarak
ülkesini 11 oğlu arasında paylaştırır. Tokat, oğullarından
Rüknettin Süleyman'a düşer. Ancak kardeşler arası
uyuşmazlıkların tehlikeli boyutlara ulaştığını gören Süleyman Şah,
yeniden devlet bütünlüğünü sağlar. Anadolu Selçuklu
devletinin en önemli ve güçlü zamanı Tokat'ta 6 yıl emirlik yapan
Alaettin Keykubat'ın dönemidir. 1220 yılında tahta çıkan Alaettin
Keykubat ülke sınırlarını genişletir. Kentleri imar eder, huzur ve
güveni sağlar. 1236 yılında Kay seri'de yediği av etinden
zehirlenip ölen Alaatin Keykubat'ın yerine oğlu 1. Gıyasettin
Keyhüsrev tahta geçer. Genç sultanın dirayetsizliği, emirlerle
uyuşamama nedeni ile göç kafileleri ve nihayet önü güçlükle alman
Babai ayaklanmaları devleti zayıflatmış ve Moğolların ülkeye
girmesini önleyememiştir. 1243 Kösedağ Savaşı devletin kötü
kaderini belirlemiş ve ülke Moğol baskısı altında kalmıştır. Bu
olumsuz gelişmeleri durdurmak için Selçuklu sultanlarıyla Moğol
hanları arasında kilit adam olan Pervane Muinettin Süleyman,
birliği sağlamak yerine, kişisel ihtirasları ile olayları
daha da çıkmaza sokmuş, nihayet 13. yy sonlarında Anadolu Selçuklu
Devleti İlhanlı Moğollarının egemenliği altına girmiştir. Pervane
Süleyman iktidarında olan Tokat'ta, bugün Gökmedrese diye anılan
çinileri ile ünlü Pervane Külliyesi inşa edilmiştir.
Cengiz İmparatorluğu parçalandıktan sonra 1256
yılında kurulan İlhanlı Devleti Türk ve İran kültürü altındaydı.
Anadolu Selçuklu devletine son veren ve yarım yüzyıla yakın
Orta ve Doğu Anadolu'ya egemen olan İlhanlılar bölgedeki
siyasi ve ekonomik üstünlüklerinin yanı sıra Tokat, Zile ve
Niksar'da eserler bırakmışlardır.
İlhanlı Devleti'nin son yıllarında Anadolu valisi
Timurtaş, Mısır'a kaçmış ve yerine yakını Ertana (Eratna) Beyini
bırakmıştı. Bir süre sonra 1340 yılında Emir Ertana bölgede
bağımsız bir hükümdarlık kurdu. Tokat'ı egemenlik alanı içinde
alan ve halkın "Köse Peygamber" diye sevdiği Emir Ertana 1352
yılında ölünce, emirlerin kavgaları ve ayaklanmaları yönetimi
zayıflattı. Parçalanmaya başlayan Ertana ülkesi Tokat ve Niksar
yörelerinde Tacettinoğulları, Hacı Kutluşah ve diğer beylerin
egemenlik çatışmaları ile çökmeye başladı. Nihayet 2. Ertana
hükümdarı Alaattin Ali, kendi döneminde bu huzursuzlukları
önlemeye çalışan devlet adamıydı. Kadı Burhanettin büyük
mücadeleler sonunda yönetime karşı bağımsızlığını ilan etti. Bu
büyük beyliği Sivas'tan yönetmeye başlayan Kadı Burhanettin,
kendisine bağımlı olmak istemeyen Tokat, Niksar, Zile ve Turhal
emirleri ile şiddetli çatışmalara girdi, Tokat'ı sık sık
kuşattı ise de başarılı olamadı. Aynı zamanda şair olan Kadı
Burhanettin, Osmanlı hükümdarı Yıldırım Beyazıt ile savaştı.
1398'de de Akkoyunlu hükümdarı ile girdiği savaşta öldürüldü. Kadı
Burhanettin ile emirler arasında bitmez tükenmez çatışmalardan
usanan Tokal halkı, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bcyazıt'a başvurarak
illerinin Osmanlı birliğine katılmasını istediler.
OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİ

1392 yılında Osmanlı Beyliği'ne katılan Tokat'ın
adı Dârü'n Nasr olarak değiştirilmiştir. Bundan kısa bir süre
sonra Anadolu'ya giren Timur orduları Tokat kalesini kuşatmış,
ancak elde edemeyince kentte büyük tahribat yapmıştır. Fetret
Devri dediğimiz dönemde Şehzade Çelebi Mehmet'in Amasya ve Tokat
yörelerinde ayaklanmaları bastırması, Osmanlı Devleti'nde yeniden
dirlik ve düzenlik sağlanması ile Tokat 5 yüzyıl süren Osmanlı
birliği içinde kalmıştır.

Timur, Şah İsmail kuşatmaları, uzun Hasan, Şah
İsmail, Karayazıcı, Celali ve diğer ayaklanmaların yakıp yıktığı
Tokat, su taşkınları ve yer sarsıntılarının yaptığı hasara rağmen
önemini ve gelişimini yitirmemiştir. Başta dokumacılık,
yazmacılık, bakırcılık ve dericilik olmak ü/ere sanayi ve ticaret
gelişmiş, 14 büyük han, birçok camii ve medresenin yanı sıra
saraylar, hamamlar, köprüler ve çeşmeler yapılmıştır. Yabancı
seyyahların ve Evliya Celebi'nin güzellik ve nimetlerini
anlatmakla bitiremedikleri Tokat 1617 yılında Valide Sultanlara
Voyvodalık olmuş, ünlü Osmanlı sultanlarının gelip gördüğü
orduları ile konakladığı siyasi, kültürel ve ekonomik bir merkez
olmuştur. Tokat, Sivas Beylerbeyliği'nin sancak merkezi olarak,
Osmanlı İmparatorluğu 'nda önde gelen kentlerden biri olmuştur.
Gerileme devrinde kervan yollarından uzak kalan ve bir iç kent
haline gelen Tokat,'Avrupa'da gelişen sanayi ve teknoloji ile
savaşlardan olumsuz etkilenmiş, giderek bölgeler arası ticaret
merkezi olma özelliğini kaybetmiştir.,
1863'te nahiye, 1878'de Mutasarrıflık. 1920'de
müstakil Liva olan Tokat, Cumhuriyet'in ilanına kadar kendi
kabuğuna çekilmiştir. Cumhuriyet döneminde tarım, enerji, sulama
ve sanayi yatırımlarıyla yeniden canlanan Tokat, son yıllarda yine
eski gücü ve önemine kavuşma yolunda büyük atılımlar
yapmaktadır.

Bilindiği gibi 19. yüzyılın ikinci yarısında
sanayinin gelişmesi, sömürgecilik ve diplomatik ilişkilerin
hızlanmasına neden oldu. Bu durum ise aynı zamanda büyük devletler
arasında siyasi rekabet, ekonomik çıkar çatışmaları ve
anlaşmazlıkları meydana getirdi. I. Dünya savaşı öncesi
karışıklıklar merkezi durumuna gelen Avrupa, adeta bir barut
fıçısından farksızdı.
Teknik üstünlük kompleksine kapılan Avrupa,
Osmanlı Devleti'ne "Hasta Adam" gözüyle bakıyor ve onu sömürülecek
bir devlet; Türk Milleti'ni de idare edilmeye muhtaç bir millet
olarak görüyordu.
Osmanlı Devleti'ne gelince; I. Dünya Savaşından
önce 1911 yılında girdiği Trablusgarb Savaşı'nda son Afrika
topraklarını İtaya'ya kaptırmış, 1912-1913 yıllarındaki
Balkan Savaşları'nda aldığı mağlubiyetle de Rumeli'deki nüfuzunu
kaybetmiştir.
Çanakkale mucizesine rağmen I. Dünya Savaşı'ndan
da yenik ayrılan Osmanlı Devleti, Mondros Mütarekesi gibi haysiyet
kırıcı bir antlaşmayı imzalamak mecburiyetinde bırakılmıştır.
Türk Milleti'ne esaret zinciri vurmaya yönelik
mütarekenin imzalanmasıyla Osmanlı Devleti artık resmen değilse
bile, fiilen yıkılmış sayılmakta idi.
Türk Milleti, maddi ve manevi bakımdan iyice
sarsılmıştı. Memlekette, açlık, sefalet, asayişsizlik ve gelecek
konusunda ise ümitsizlik hakimdi.
Ancak, bütün bu olumsuzluklara rağmen, millet
egemenliğine dayalı yeni bir Türk Devleti kurma fikri ile
yola çıkan Mustafa Kemal, Türk Milleti'nin kurtuluşu yönünde hiç
bir zaman ümitsizliğe kapılmadı. O, Türk Milletinin vatanı,
bağımsızlığı, bayrağı, namusu... gibi kutsal saydığı değerleri
korumada her türlü fedakârlıktan kaçınmayacağını çok iyi
biliyordu.
Türk Milleti'ne olan güvenini her fırsatta ifade
eden Mustafa Kemal, bilindiği gibi 19 Mayıs 1919 günü Samsun'a
çıkarak Kurtuluş Savaşımız yolunda ilk adımı atmış oldu. Samsun'da
başlayan bu yolculuk Kavak, Havza, Amasya ve Tokat istikametinde
devam edecektir.
Tokat, Birinci Dünya Savaşı sonlarında Sivas
vilayetine bağlı bir sancak merkezi durumunda idi. Bu tarihlerde
nüfusu yüz bini aşan Tokat Sancağı'nda, Türkler çoğunlukta, Rum ve
Ermeniler ise azınlık durumunda idi. Zile, Reşadiye, Niksar ve
Erbaa Tokat'a bağlı kazalardı.
Mondros Mütarekesi'nin imzalandığı günlerde ve
hemen sonrasında Anadolu'da baş gösteren sıkıntı, şüphesiz Tokat
Sancağı halkını da üzmüş ve gelecek hakkında endişeye
düşürmüştür. Bilhassa, Tokat'ta azınlık durumunda olan
Rumların, merkezi Samsun olmak üzere Tokat'ı da içine alan bölgede
Pontus Devleti kurmak istemeleri, Tokat halkının tedirginliğini
daha da artırmakta idi. Bu durum karşısında Tokat'ta yaşayan
Müslümanlar tedbir amacı ile 25 Şubat 1919 tarihinde "Karadeniz
Türkleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" Tokat şubesini kurdular. Bu
şubenin bir ay sonra da merkezi İstanbul'da olan "Vilayeti Şarkiye
Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ne" bağlandığı bilinmektedir.
Tokat Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin yaptığı
hizmetler konusunda araştırmacı merhum Halis CİNLİOĞLU'nun
tespitleri şöyledir:
Erzurum Kongresi'ne gönderilen Rıfat Bey'in 800
liralık yol harcını ödediler. (O zamanın Müdafaa-i Hukuk Heyeti bu
parayı hiç bir yardım görmeden yalnız kendi keselerinden
verdiler).
Maraş ve izmir'de çatışan yurttaşlarımıza "iane"
toplandı. Çamaşırlar diktirildi.
Bir yerden diğer yere taşınan "Darüleytâm"
talebesine yardım edildi.
Genci harpten dönen esirlerimizin yurtlarına
kavuşmalarına çalışıldı.
Şehir içinde yaya Kuva-yı Milliye kuruldu. Çoğu
bu gibi işlere yeni atılan gençlerden ibaret olarak bu kuvvet,
ihtiyat zabitleri kumandasına verildi.
Şehir dışı için Mütevellioğlu Nuri Bey
kumandasında süvari "Kuva-yı Milliye" kuruldu.
Numara kullanan, adlarını ve sayılarını saklayan
adamları vasıtasıyla olan biten işlerden haber alınmaya
çalışıldı.
Tokat Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti İdare Heyeti'nde
görev alanlar: Tahir Rüştü. Hacı Hüsnü, Rıfat (Hamamcıoğlu), Nuri
(Mütevellioğlu), Mehmet (Yağcıoğlu), Vahap (Baloğlu). İbrahim
(Yoğurtçuoğlu), Fuat (Evliyaoğlu), Hacı Mustafa (Müftükâtipoğlu),
Hafız Agah (Emekli Komiser), İzzet (Gençağaoğlu). Remzi (Doktor),
Fehmi (Celepoğlu), Şevki (Emekli Binbaşı), Vehbi (Muhasebecioğlu)
ve Salih (Bekçioğlu) beylerdir.
15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'i işgal
etmeleri Tokat halkı tarafından tepkiyle karşılanır. Tokat ve
kazalarında Redd-i İlhak Cemiyetleri kuruldu. Yunan işgalini
protesto etmek amacıyla da 20 Haziran 1919 günü Niksar'da miting
yapıldı. Niksar halkı nümayiş (miting) sonunda alınan kararları
"Redd-i İlhak Cemiyeti Reisi Mahir" imzasıyla itilaf Devletleri
temsilcileri ile A.B.D. Cumhurbaşkanı Wilson'a gönderir. Bu
kararlarda "Biz Türk olan her vatan parçasının Türk kalmasını
istiyoruz. Siz de buna söz vermiş idiniz. Şimdi ise sözünüzde
durmadığınızı görüyoruz. Anadolu'ya uzatılacak bir tecavüz bizi
öldürmek için uzatılan bir adımdır. İnsaniyet ve adalet namına
suikastten vazgeçiniz." denilmektedir.
Bu arada, 1. Dünya Savaşı'ndan dönen ihtiyat
Zabitleri Tokat'ta "İhtiyat Zabitleri Teavün Cemiyeti" adı altında
bir cemiyet kurdular. Bu cemiyeti kuranlar hem kendi aralarında
yardımlaşmayı sağlamak hem de memleket davalarıyla ilgilenmek
amacıyla ortaya çıkmışlardır. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin
çalışmalarını yeterli görmeyen ihtiyat Zabitleri: "Memleketin
derin yaralarını saracak vatanperver adamları göremiyoruz.
Kuvvetli bir heyet yoktur ki, Tokat'ı bu hususta tanıtabilsin.
Kendilerini idareden aciz adamlar, bu tehlikeli zamanlarda Tokat
halkım nasıl yönetecekler?" diyerek Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti İdari
Hey eti'ne gençlerin de alınmasını istemişlerdi. Sonunda istekleri
yerine getirilerek gençlerin de Müdafa-i Hukuk Cemiyeti'ne
girmeleri sağlanmıştır. Bu durum Tokat'taki mücadele azmine daha
da güç kazandırmıştır.
9. Ordu Müfettişi olarak Anadolu'ya gönderilen
Mustafa Kemal Paşa, 26/27 Haziran 1919 gecesini Tokat'ta geçirdi
ve ertesi sabah Sivas'a hareket etti. Mustafa Kemal Tokat'a
geldiğinde Belediye binasında şehrin ileri gelenleriyle bir
toplantı yaparak memleketin durumu hakkında genel bilgi verdikten
sonra Milli Mücadele'nin kaçınılmaz olduğu konusunda Tokatlıları
ikna etti. Tabii bu arada Mustafa Kemal Paşa'nın bazı
engellerle karşılaştığımı belirtmek gerekir. Mesela, Sivas'a
hareketi sırasında Sivas Valisi Reşit Paşa, Mustafa Kemal'i tevkif
etmesi için özel olarak görevlendirilir. Ancak Mustafa Kemal Paşa,
tedbirliliği ve ince zekâsı sayesinde bu engelleri aşmayı
başarmıştır.
23 Temmuz 1919'da toplanan Erzurum Kongresi'nde
vatanın bütünlüğü ve milletin istiklâli ile ilgili kararların
alındığı bilinmektedir. Bu kongreye Tokat'tan Rıfat (Hamamcıoğlu)
Bey ile Sabri Efendi (Emekli Askeri Kâtip) katılmışlardır. Rıfat
Bey, kongrede yaptığı konuşmada davalarının "Hak ve istiklal"
davası olduğunu belirtmiştir. Sivas Kongresi'ne Tokat'tan temsilci
katılmamasına rağmen, Erzurum Kongresi'nde Temsil Heyeti üyeliğine
seçilen Bekir Sami Bey'in Tokatlı olmasından dolayı Tokat'ın Sivas
Kongresi'nde temsil edilmiş olduğunu söyleyebiliriz.
Sivas Kongresi sona erdikten hemen sonra Temsil
Heyeti, Damat Ferid Paşa hükümetini istifaya zorlamak amacıyla
İstanbul ile haberleşmeyi kesme kararı aldı. Alınan bu karara
Tokat da aynen uymuştur. 12 Ocak 1920'de açılan son Osmanlı
Mebusan Meclisi'nde Tokat, Ahmet ve Şevki Beyler ile Ömer Fevzi
Efendi tarafından temsil edilmiştir.
İstanbul'un İngilizler tarafından işgal edilmesi
ve İngilizlerin Meclis-i Mebusan'ı basarak bazı Mebusları
tutuklayıp sürgüne göndermeleri, diğer illerde olduğu gibi
Tokat'ta da nefretle karşılandı. Türk Milleti'ne yapılan bu
haksızlıkları protesto etmek için Tokat ve kazalarında mitingler
tertip edildi. Ayrıca, bu vahim olayı kınamak amacıyla itilaf
Devletleri mümessillerine telgraflar çekildi.
İstanbul'un işgali ve Mebuslar Meclisi'nin
dağıtılmasından sonra artık İstanbul'un dışında yeni bir hükümet
kurma fikri iyice kuvvet kazanmaya başladı. Nihayet, 23 Nisan
1920'de Ankara'da açılan TBMM İstanbul'u tanımadığını ilan etmek
suretiyle Türk Milleti'nin kurtarılması görevini üzerine almış
oldu. Açılan bu yeni mecliste Tokat'ı temsil eden milletvekilleri
ise; Rıfat (Hamamcıoğlu) Bey, Hamdi (Mütevellioğlu) Bey, Mustafa
Vasfi (Süsoy) Bey, Nazım (Eski Harput Valisi) Bey ve İzzet
(Gençağaoğlu) Bey'dir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması
kararını tepkiyle karşılayan İstanbul Hükümeti, Şeyhülislam
Dürrizade Abdullah Efendi'ye 11 Nisan 1920'de bir fetva
verdirerek bu yolla Kuva-yı Milliye ruhunu yok etmeye
çalıştı. Anadolu'nun her tarafına duyurulan bu fetva bazı
bölgelerde etkisini göstererek isyanların çıkmasına sebep oldu.
Nitekim, 14 Mayıs 1920 günü Postacı Nazım adında biri, Sivas'ın
Yıldızeli kazasına bağlı Kaman köyünde isyan etti. Bu isyana karşı
tedbir maksadıyla Tokat'ta 50 kişilik Kuva-yı Milliye kuruldu.
Ayrıca Köprübaşı, Niksar Yolu, Çay, Beybağı ve Erenler
mahallelerinde dışarıdan gelebilecek bir tehlikeye karşı
kuvvet bulunduruldu. Bu arada Niksar ve nahiyelerinden de yardım
sağlandı.
9 Mayıs 1920'de Postacı Nazım Yenihan
Kaymakamlığı'na gönderdiği mektupta: "Kavak'ta verilen söze
itimadan milletçe muhafaza! sükuna karar verilmişken, 50 kişilik
bir müfrezenin sevk edilmesinden arada itimat kalmadı.
İsteklerimize tahriri cevap alamaz isek muhafaza! sükunu
mevcut kuvvetimizle ihlâl edeceğiz" diyordu. Bu isyanın
bastırılması için Mustafa Kemal, Zile'de bulunan 3. Kolordu
Komutanı
Sefahattin Bey'i görevlendirdi. Merkezi
Amasya'da bulunan 5. Kafkas tümeni Komutanı Yarbay Cemil
Cahit (Toydemir) 3. Kolordu'dan aldığı emir üzerine bir tabur
askeri Zile yoluyla Artova'ya, bir başka taburu da Tokat'tan
Yıldızeli'ne gönderdi. Ancak, gönderilen bu birlikler asiler
karşısında başırılı olamadılar. Bu durumdan iyice cesaret alan
asiler Zile'yi işgal ettiler. Tümen komutanı Yarbay Cemil Cahit,
Yıldızeli'nde bulunan askeri birliğin de desteği ile Zile'ye girdi
ve burayı işgalden kurtardı. Suçlular ve asiler yakalanarak ağır
şekilde cezalandırıldı. Postacı Nazım, Samsun bölgesinde
yakalanarak Amasya'ya getirildi ve idam edildi.

Tokat bölgesinde, TBMM kuvvetlerim uğraştıran bir
başka isyan ise Aynacıoğlu Hasan tarafından çıkarılan isyandır.
Aynacıoğlu çetesi, Akdağ Mağdeni doğusunda bulunan Ayvalıközü'nde
Binbaşı Çolak İbrahim Bey kumandasında 2. Kuvva-i Seyyare
tarafından dağıtılmasına rağmen Aynacıoğlu Hasan, Hükümet
kuvvetlerini bir süre uğraştırdı. Nihayet 1921'de Batı Anadolu'da
Yunanlılarla savaşmak şartı ile teslim oldu.
Bu olayların dışında Tokat ve kazalarında başka
çete olayları da görülmektedir. Bunlar arasında Molla Veli
(Artova'nın Çıkrık Köyü), Kürt Bekir (Kazova'nın Munamah Köyü),
Koca Molla (Olukalan Köyü), Deli Şükrü (Şıhlar Köyü), Ali Çavuş
(Fadlı Köyü), İzzet (Erbaa Beldağı Köyü) çeteleri başta
gelmektedir. Bu çetelerden bazılarının Tokat'ta Rum isyanını
bastırmasında hükümete yardımcı oldukları da inkâr edilemez.
Anadolu'da Kuva-i Milliye hareketini engellemek
ve tamamen ortadan kaldırmak amacıyla İstanbul Hükümeti 'nin
kışkırtmaları sonucunda çıkan isyanlardan başka bunlardan daha
tehlikeli bir durumda olan Rum çeteleri hemen sonra tedhiş
hareketlerine başladılar. Karadeniz bölgesinde başlayan
Pontusçuluk hareketi. Fener Rum Patrikanesi tarafından
kışkırtılıyor ve Yunan hükümetince de destekleniyordu. Merzifon
Amerikan Koleji'nde okuyan Rum öğrencileri 1904 yılında gizli
Pontus Cemiyeti'ni kurdular. 1908'de de çalışmasını genişleten
Pontus Cemiyeti, "Müdafaa-i Meşruta" ve "Mukaddes Anadolu Rum
Cemiyeti" gibi cemiyetler tarafından destekleniyordu. Bunlardan
Müdaiaa-i Meşruta Cemiyeti'nin bir şubesi de Tokat'ta açıldı.
Mondros Mütarekesi'nden sonra iyice azıtan Rumlar, bilhassa
Tokat'ın Erbaa, Niksar ve Reşadiye kazalarında faaliyette
bulunuyorlardı. Rum çetelerinin bu bölgelerde köyleri bastıkları,
ırza geçtikleri, Müslümanları öldürdükleri, evleri yakıp malları
gasp ettikleri bilinmektedir.
TBMM hükümeti, 1921'de Rum çetelerine karşı
giriştiği mücadelede büyük ölçüde başarılı oldu. Tokat
temsilcilerinden Rıfat Bey, 18 Mayıs 1922 günü meclise verdiği
önerge ile Dahiliye Vekilinden Pontusçuluk hakkında açıklama
yapmasını istedi. Karadeniz'deki Rumların büyük bir kısmı
memleketin başka bölgelerine gönderilmek sureti ile Pontusçuluk
hareketi önemli ölçüde çözüme kavuştu. Böylece Tokat'ta etnik
bütünlük sağlanmış oldu.

ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL
ATATÜRK'ÜN TOKAT'I ZİYARET TARİHLERİ
26 Haziran 1919-27 Haziran 1919

17 Ekim 1919
27 Ekim 1919-28 Ekim 1919
25 Eylül 1924-27 Eylül 1924
17 Eylül 1928
21 Kasım 1930-22 Kasım 1930

Atatürk, Milli Mücadele Yıllarında Tokat'a ilk
geldiği gün: « Türk Milleti'nde gizli bulunan birçok yeteneklerin,
cevherlerin işi başarmaya yeterli olduğunu anladım...»,
Demiştir.
M.Ö.-71 Pontus Kralı Mithridates VII. Kelkit
Vadisinde (Niksar Önlerinde) Roma Komutanlarından Lucullus'a
mağlup oldu ve kaçarken Komana'ya (Gümenek) uğradı.
M.Ö.-64 Mithridates VII. tekrar kendi bölgesine
geçti ve Tokat-Gümenek, Roma komutanlarından Pompeus
tarafından ele geçirildi.
M.Ö.-47 Mithridates VII.'nin ölümünden sonra
yerine geçen Pharnakes II.'kendi topraklarını Romalıların elinden
almak için yaptığı savaşların en önemlilerinden birinde Zile
Ovası'nda Sezar'a mağlup oldu. Sezar VENİ-VİDİ VİCİ
(Geldim-Gördüm-Yendim) sözleri ile tarihe geçen meşhur mektubunu,
burada yazmıştır.
1071- Malazgirt Savaşı'nda Türk Kumandanı
Alpaslan'a mağlup olan Bizans İmparatoru R. Diogenes serbest
bırakıldıktan sonra Tokat'a geldi ve buradan Adana'ya geçti.
1074- Tokat ve dolayları Bizanslılardan Danişmend
Oğullan'nın eline geçti.
1144- Tokat ve çevresi Konya Selçukluları eline
geçti.
1243- Selçuklu hükümdarı Gıyaseddin Keyhüsrev
Tokat'a geldi.
1256- Tokat ve dolaylarında İlhanlılar hakim
oldu.
1275- Pervane Bey tarafından Tokat Da-ruşşifası
kuruldu.
1355- Tokat ve dolaylan Ertena Oğullan eline
geçti.
1381- Tokat ve dolaylan Kadı Burhanettin
hakimiyeti altına girdi.
1392- Tokat Osman Oğulları eline geçti.
1402- Timur Ankara Harbi'ne giderken Tokat'a
geldi.
1470- Uzun Hasan Tokat'ı yaktı, yıktı, yağma
etti.
1472- Fatih Sultan Mehmet Trabzon'a giderken
Tokat ve Niksar'a geldi.
1480- Tokatlı alim ve Şeyhülislam Molla Hüsrev
vefat etti. Bursa'da kendi yaptırdığı medrese civarına
defnedildi.
1506- Şah İsmail Tokat'a hücum ederek şehri yakıp
yıktı.
1538- Tokat Voyvodalık oldu.
1552- Kanuni Sultan Süleyman, İran seferi
hazırlıklarım yapan ordusu ve veziri Sokullu Mehmet Paşa ile
Tokat'ta konakladı ve bütün Anadolu'da seferberlik emri
verdi.
1553-Büyük alim İbn-i Kemal İstanbul'da
vefat etti.
1555- Kanuni Sultan Süleyman ekim ayının 22'sinde
Tokat'a geldi ve bir gece kaldıktan sonra Amasya'ya gitti.
1602- Karayazıcı asileri Tokat'ı yağma ettiler ve
yaktılar.
1609- Kuyucu Murat Paşa Tokat'a geldi.
1614- Tokat Valide Sultanlara Hassıhü-mayün
oldu.
1622- Asilerden Abaza Mehmet Paşa Tokat'ta
geldi.
1628- Veziriazam Hüsrev Paşa Tokat'a geldi.
1632- Veziriazam Hüsrev Paşa Tokat'ta
öldürüldü.
1635-Sultan IV. Murat Tokat'a geldi.
1636-Veziriazam Bayram Paşa Tokat'a geldi.
1642- Meşhur hattat Tokatlı Mehmed-ül Liman vefat
etti.
1656- Evliya Çelebi Tokat'a geldi.
1791- Türk Mizahına "Kırk yıllık Kani, olur mu
Yani" deyimini bırakan Tokatlı Ebubekir Kani İstanbul'da vefat
etti.
1795- îbn-i Sina'nın KANUN'unu Türkçe'ye çeviren
alim ve doktor Tokatlı Hemnik Mustafa İstanbul'da vefat etti.
1802- Mısır'dan dönen Sadrazam Yusuf Paşa Tokat'a
geldi ve İstanbul'a gitmek üzere ayrıldı.
1828- Tokat'ta ilk panayır açıldı.
1832- Gazi Osman Paşa Tokat'ta doğdu.
1845- Tokat ve dolaylarında ilk defa erkek nüfus
sayımı yapıldı.
1870- Tokat'ta Rüştiye okulu ilk defa açıldı,
bunu Mekteb-i idadi Terin açılması izledi.
1884- Tokat'ta ilk kütüphane Hacı Hüseyin
Efendi tarafından kuruldu.
1900- Gazi Osman Paşa İstanbul'da vefat etti.
1908- Tokat'ta halkımızın büyük sel diye
ifadelendirdiği büyük seylap oldu ve binlerce kişi sele kapılarak
boğuldu.
1914- Mahkeme Önü ve Buzluk semtine büyük
yangın oldu.
1919- 20 Haziran Cuma: İzmir'in Yunanlılar
tarafından işgali nedeniyle Tokat'ta ilk miting Niksar ilçesinde
yapıldı. Binlerce kişinin katıldığı miting sonunda Reddi İlhak
Cemiyeti Reisi Hacı Mahir Bey'in imzası ile İtilaf Devletleri
temsilcilerine aşağıdaki metinle telgraf çekildi. "Niksarlılar
hukukun hamisi olduğunu iddia eden Wilson'a ve diğer devletlere
müracaat ediyoruz. Artık bizim feryadımıza kulak tıkamayınız,
mevcudiyeti milliyetimize tecavüzü ve bu tecavüzde devamı
kastediyorsanız en kısa yol bizi öldürmektir. Geliniz öldürünüz.
Biz Türk olarak en küçük vatan parçasının Türk kalmasını
istiyoruz, siz de buna söz vermiştiniz. Şimdi ise sözünüzde
durmadığınızı görüyoruz. Anadolu'ya uzatılacak bir tecavüz bizi
öldürmek için uzatılan bir adımdır. İnsaniyet ve adalet namına bu
suikasttan vazgeçmenizi rica ediyoruz."
25 Şubat 1919- "Karadeniz Rum Cumhuriyeti"
kurmak suretiyle memleketin parçalanmasına çalışan Rumların
bu çabalarını önlemek için Samsun'da kurulan Müdafaa-i Hukuk
Cemiyeti, bir şubesinin Tokat'ta kurulmasını, "Ahaliyi Muhtereme"
başlıklı yazı ile duyurdu.
20 Mart 1919- Karadeniz Türkleri Müdafaa-i
Hukuk Cemiyeti feshedilerek Erzurum'da kurulan "Şarki Anadolu
Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" ile Tokatlılar temasa geçtiler. (Yeni
cemiyet birçok yerlerde başka adlarla kurulan cemiyetleri
birleştirmek gayesi taşıyordu.)
26 Haziran 1919- Mustafa Kemal Paşa bir gün evvel
Tokat Postahanesini kontrol altına aldırmış ve buraya geliş
hareketlerinin hiçbir yere bildirilmemesini sağladıktan sonra
Tokat Belediye Salonunda 25 Kişilik aydınlar, gurubuna özetle;
"... hiçbir savunma vasıtasına sahip olmasak dahi, dişimiz,
tırnağımızla,zayıf ve dermansız kolumuzla mücadele ederek şeref ve
haysiyetimizi, namusumuzu müdafaa etmeyi zaruri görüyorum. Tarih
bize, vatan uğruna, canını, malını esirgemeyen milletlerin asla
ölmediklerini, hala yaşadıklarını göstermektedir. Ben
hayatımı hiçbir zaman milletimden üstün görmedim ve görmeyeceğim.
Her an milletim için şerefimle ölmeye hazırım!" Bu ateşli hitabe,
dinleyenler üzerinde son derece etkili olmuştur.
25 Temmuz 1919- Erzurum'daki Şarki Anadolu
Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin hazırladığı ERZURUM KONGRESİ
toplandı. Bu kongreye Tokat'tan Hamamcıoğlu Rıfat bey katıldı.
12 Eylül 1919- 4 Eylül 1919'da Sivas'ta yapılan
Sivas Kongresi'nden sonra Tokatlılar Milli Mücadelenin önemine ve
hakikatine sahip çıkarak, İstanbul Hükümeti ile tamamen bağlantıyı
kestiler.
16 Ekim 1919- Mustafa Kemal Paşa Amasya'ya geçmek
üzere Sivas'tan Tokat'a geldiler.
18 Ekim 1919- Amasya'da yapacakları temasları
için Tokat'a gelen Mustafa Kemal Paşa, bir gün devamlı halkla
alakalı konular üzerinde görüşmeler yaptı ve Tokat hakkında iyi
intibalarla Amasya'ya hareket etti.
27 Ekim 1919- Mustafa Kemal Paşa yanlarında
gazeteciler olduğu halde Tokat'a geldiler.
28 Ekim 1919- Mustafa Kemal Paşa sabahleyin
İhtiyat Zabitleri Teavün Cemiyetine uğrayıp görüşmelerde
bulunduktan sonra öğleyin Sivas'a hareket etti
20 Kasım 1919- Ahmet Fevzi Paşa başkanlığındaki
bir heyet Tokat'a geldi.
17 Mart 1920- 16 Mart 1920'de İstanbul'un
İngilizler tarafından işgali ve yapılanları protesto için Tokat'ta
büyük gösterilerle mitingler yapıldı.
18 Mart 1920- İstanbul'un işgali üzerine
Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin toplanmasının
bildirilmesi üzerine Tokat'tan meclise seçilenler belli oldu.
6 Temmuz 1920- 2 Temmuz 1920 tarihinde asilerin
Zile'yi yaktıktan sonra yakalanmaları, Kolordu Komutanı Rafet
Paşa'nın harp divanı kararlarının infaz edilmesi.
25 Temmuz 1920- Postacı Nazım isyanı
bastırıldı.
26 Temmuz 1920- Bütün isyanlar bastırılarak
Tokat'ta huzur sağlandı.
17 Eylül 1928- Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemal
Paşa Sivas'tan saat 14.00'de Tokat'a geldiler. Belediyeyi
ziyaret ettiler.
7 Ekim 1933- Turhal Şeker Fabrikasının temeli
İktisad Vekili M.Celal Bey tarafından atıldı.
www.tokat.gov.tr aittir.
Valilikten izinli olarak alınmıştır.